Havacılık

NURİ DEMİRAĞ (Mühürdarzade Nuri Bey)

11ABBu yazıda nuri demirağ’dan bahsetmek istiyorum sizlere. ismi pek
bilinmez, çünkü onun adı  bırakın hava alanına ne bir sokak ya da caddeye ne de bir parka  verilmiştir..Ancak kurtuluş savaşı’nın hemen akabinde mustafa kemal atatürk tarafından başlatılan kalkınma hamlesinin isimsiz  kahramanlarından biridir NURİ DEMİRAĞ…

Türkiye Cumhuriyeti demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerinden ve cumhuriyet devrinin ilk sayılı milyonerlerinden, kardeşi Abdurrahman Naci Demirağ ile birlikte servetlerini Türkiye’nin sanayi kalkınmasında büyük işlere yatırmış ve iş hayatının yanında geniş ölçüde hayırsever insan olarak tanınmış bir kişi. 1886 yılında Sivas’ın Divriği kasabasında doğdu.

Kendi kaydına göre 56 altın (252 kağıt lira) birikmiş parası ile sigara kagıtçılığına başlamış ve “Türk Zaferi” adını verdiği bir sigara kağıdı çıkarmıştır. O acı ve karanlık günlerde ” Türk Zaferi Sigara Kağıdı” fevkalade rağbet görmüş, o zamanki adı ile Mühürdarzade Nuri Bey’e hayli para kazandırmış, 252 lirasi üç sene içinde 84 000 lira olmuştur. Daha sonra, Cumhuriyet hükümeti’nin Türkiye Demiryolları ve şoseleri ile başladığı büyük imar işini benimseyerek, devlete en uygun tekliflerle müteahhitlik hayatına atılmıştır. Demirağ soyadını Atatürk bu yüzden ona vermiştir. O yıllarda vatandaşların bağışlarıyla uçak satın alabilen devlete Demirağ’ın kardeşi üç bin lira bağışta bulundu. Basın, bu bağışı bir kampanyaya dönüştürerek ağabey Nuri Demirağ’ı da katmaya çalışarak, “Kardeşiniz üç bin lira verdi, siz de heralde dört bin verirsiniz” dedi. Buna karşılık Nuri Demirağ “Hayır dört bin lira değil, bütün servetimi vereceğim” diyerek Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kurmaya girişti.

DEMİRYOLUNDAN HAVACILIĞA:

Demirağ, 1930′larda dünyada daha emekleme çağında olan havacılık sektörüne yatırım yapmıştır. Besiktaş Barbaros Hayrettin İskelesinin yanında Tayyare Etüd Atölyesini kurdu. Bu tayyare atölyesi kısa bir sürede dev bir fabrika haline geldi.

Daha sonra yeşilköydeki Elmas Paşa çiftliğini satın aldı.. 1000 X 1300 metre boyutlarında düz bir tayyare alanı yaptırdı. Bunun bir örneği de o sıralar Avrupa’nın en modern havaalanı olan Amsterdam’da vardı. Çiftlikten tayyare alanına dönen bu alan yıllar sonra Atatürk hava limanı olarak Dünyadaki sayılı hava limanlarından olacaktı.

İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağı, 1941 yılı ağustosunda Nuri Bey’in doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip gelmişti. Halkı da heyecanlandıran bu tür gösterilerin yararlı olduğunu düşünen Nuri Bey, Eylül ayında 12 uçaklık bir filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurarak halka kendi tayyarelerimizle göklerimizi kendimizin koruyabileceğini göstermek ve onlara inanç vermek istemiştir. Nu.D.38 tipi yolcu ucağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçaktır. 6 kişilik yolcu ucağının çift pilot kumandası bulunmaktadır. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 KM uçabilmektedir 1937-1938 yılı içinde Türk Hava Kurumu Nuri Beye 10 okul uçaği ve 65 planör siparişinde bulundu ancak Türk Hava Kurumu, Nuri Demirağ’ın fabrikalarına sipariş vermiş olduğu bu uçakları almaktan vazgeçmiştir. Bunun üzerine Demirağ, elinde kalan uçakların iyi ve güvenilir olduğunu ispatlamak için bir uçuş okulu kurmuş, toplam 420 pilot yetiştirmiştir. 60 bin saat uçuş yapan uçakları ise hiç kaza yapmamıştır. Bu uçakların yurtdışına satışına yasak getirilmiş, fabrikası ve havaalanı istimlak edilmiştir. Yaptığı yolcu uçağı dikkatleri üzerine çekerken, yetkililer tarafından reddedilmiştir. Demirağ, dönemin cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerine mektuplar yazarak kurduğu uçak fabrikasının önemini anlattı ve THK’nın kararının düzeltilmesini istedi. Ancak bundan sonuç alamayınca THK’yı mahkemeye verdi. Mahkemenin atadığı bilirkişi Demirağ’ın lehinde görüş bildirmesine karşın mahkeme aleyhte karar verdi. Demirağ için artık zor günler başlamıştı. Bu karar Demirağ için sonun başlangıcı olmuştu. Mücadeleyi bırakmayan Demirağ uçaklarını yurt dışında satmayı düşünmüştü. Ancak aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, “Uçaklar harp malıdır, yurt dışında satılamaz” kararı sebebiyle Demirağ, uçaklarını yurt dışında da satamayacaktı.

THK’nın tüm siparişlerini iptal etmesi kararından yılmayan Demirağ, uçaklarının yeterliliğini kanıtlamak için Yeşilköy’de “Nuri Demirağ Gök Okulu” adıyla bir okul açarak pilot yetiştirmeye başladı. Demirağ yılmadan uçaklarını kendi kurduğu yatılı okulda kullandı. Çoğu memleketi Divriği olmak üzere, çok sayıda ögrenciye pilotluk eğitimi verdi.
Bu öğrencilerin bütün masraflarını karşıladığı gibi, hepsine ayda 150’şer lira da burs verdi. Burada üretilen uçaklar 60 bin saatlik uçuş deneyimine ulaşarak, adeta yok olmaya mahkûm edilen fabrikasının Türkiye için önemini kanıtlıyordu. Bununla da yetinmeyen Demirağ, 1938’de yeni bir uçak modeli üretmeye girişti. Demirağ’ın Nu.D-38 adını verdiği bu çift motorlu uçak, barışta yolcu uçağı, savaşta bombardıman uçağı olarak kullanılacaktı. Saatte 270 kilometre hıza ulaşan bu model beş bin 500 metre yüksekliğe çıkabiliyordu. Bu modelle Demirağ, DÜNYA UÇAK SANAYİİNİN DE DİKKATLERİNİ ÜZERİNE ÇEKTİ VE DÜNYA HAVACILIĞI YOLCU UÇAKLARI A SINIFINA ALINDI. THK İSE, DEMİRAĞ’IN ALTI TANE ÜRETTİĞİ BU UÇAĞI, YOLCU UÇAĞI KATEGORİSİNDE DEĞERLENDİRMEDİĞİ İÇİN SATIN ALMADI..

Demirağ’ın uçak fabrikası kapanmak zorunda kalmışsa, Sultan IV. Murad’ın rivayet edildiği üzere Hezarfen Ahmet çelebi için ‘Bu adem pek havf edilecek (korkulacak) bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil’ diye sarfettiği bu sözlerin aynısının Nuri bey içinde dönemin yetkililileri tarafından söylendiği ve düşünüldüğü muhakkaktır.

Demirağ 13 kasım 1957 yılında vefat etti

Yorum Yaz